Necdet Şen
Eğer biz bu kadar yanar döner ve pişkin olmasaydık, Cem Karaca'nın yetmişli yıllarda Maltepe sigarası içtiğine ya da seksenli yıllarda memleketine dönmek için Başbakan eli öpüp öpmediğine takılmak yerine, "neden bugün reklamcıların ve holding yöneticilerinin ekseriyeti eski solcu? " diye sorardık. Devam
Necdet Şen
Hallac-ı Mansur'u ateşlere atan, Nazım'ı hapislerde çürüten, vasiyetine rağmen ölümünden yarım asır sonra bile memleketine getirmemizin önünü tıkayan, Cem Karaca gibi bir deryayı hayatının son 17 yılında lânetlenmiş gibi yaşamaya mahkum eden bir ırkın ahvadıyız. Görülmemiş pırıltıda çiçekler açar bu topraklarda ve görülmemiş iğrençlikte bokböcekleri vızıldar durur. Daha şaşıracak ne kaldı ki gök kubbenin altında? Devam
İlknur Kar
Sevgili Cem Karaca, bir yanı gündüz bir yanı gece ya dünyamızın; hem güneş hem ay battı sen giderken kalbimde. Bıraktığın yerde üç beş esas kişi kaldı, bir de biz. Bıraktığın yerdeyiz, acı harlı bir ateş, birbirimize gösterip hafifletmeye çalışıyoruz. Kül oldu zannettiğimiz bir anda belki bir resim, bazen de bir şarkınla içimizi delip geçer, yeniden gelip yüreğimize oturur. Devam
Ziynet Türe
Bu yeni ekonomide, küreselleşen dünyada var olabilmenin tek yolu buydu. Bu koşturmacada benim kuşağımın insanlığı, emekleme aşamasında kaldı. Herhangi bir kişinin maneviyattan kaynaklı acılarını algılamaya hiç vakitleri olmadı (ne yazık ki bu gidişle olamayacak da). Bizim kuşak küreselleşti, yazışmalarına, konuşmalarına bol bol yabancı kelime bulaştı, 'küresel' olduk ama 'küresel yuvarlaklar' olmak adına insan olamadık işte. Nedense onların adına sizden özür dileyesim geldi Necdet Ağabey. Ama Cem Karaca'dan özür dilemek için biraz geç galiba. Devam
Meltem Tolunay
İlk şarkılarını nasıl sevdiysem, son şarkılarını da öyle sevdim. Nedense adı yüzümde bir tebessüm yarattı hep. Hamasi şeyler söylemek istemiyorum, sonuçta üzerine yapıştırılan onca etikete rağmen o da bir insandı hepimiz gibi. Kendine özel hayalleri, düşünceleri olan, dışarıda başı dik ama belki sabahları aynaya baktığında yenilgilerinin, acılarının izlerini gören orada, ya da ne bileyim hâlâ çocukluğunda babasından alamadığı bir "aferin"in ya da eksik bir okşayışın hüznünü içinde taşıyan. Devam
Altan Orkun
Cem Karaca şarkılarını seslendirmek. Müthiş bir deneyimdi benim için. Türkiye'de çıkmış en iyi rock albümü olarak gördüğüm Yoksulluk Kader Olamaz. Şaşırtıcı bir müzikal olgunluk, müthiş bir zekâ ve devrimci bir ürün. Bağlama-türkü formatına alışmış izleyiciyi çarpan, ne oluyor dedirten, tarifi olanaksız bir olgu. Bu yüzden
Sevdan Beni uzun süre repertuvarımızda yer aldı. Devam
Metin Göz
Yalnızdır, ama kendinde öteki'yi, ötekinde kendini arayıp bulandır. Kimileyin yanlışlıklara da düşebilir; yanlışlığa bile düşemeyecek kadar korkak ya da gelişmemiş, beyin-özürlü kafalara inat "güzel yanlış"lardır bunlar, onun "toplam doğru"sunu sağlamaya yarar üstelik. Çünkü intellect, feraset sahibidir o, söyleyip eylediği içindir ki yanılabilendir. Devam
Ertan Gün
Annemin ördüğü kaşkolu ona attığımdan beri, 30 yıl geçmişti. "Döneklik" tantanalarına rağmen güvenliydi. Bu konuyu ona sorduğumda: "Memleketi sevmek döneklikse, döneğim" dedi. "Neyleyim, dönüşüm Özal'a denk geldi."
Bir de, Beşiktaş'taki "Tarihi Bahçe" de "Abuzer Karakoç ile Dayanışma Günü" nde karşılaşmıştık onunla. İzleyiciler arasındaydım. "Yuh!" larla ve domates yağmuruyla çıkmıştı sahneye, şarkı söyleyemeden dönmüştü gerisin geriye. Devam
Cumhur Deliceırmak
Delikanlı kanımız Cem'in şarkıları ile en oynak havaları çalacacak yine damarlarımızda ve biz "aldırma be kalender bu da geçer" deyip ve "geçer ama birader deler de geçer" deyip yürüyeceğiz güzel günlere ve ecelimize doğru. Kalbimizde evet artık kimilerince unutulmuş bir isyan ve gelecek güzel günlere olan sarsılmaz inancımızla yürüyeceğiz hayatın Devam
İlker Tortop
Yaşarken sansüre takıldı Cem Karaca. 100 sene geriden gelen hızlı tosbağaların örümcek ağlarına takıldı. Sazı silah sözü günah saydılar. Sanki bin-on bin Cem Karaca varmış gibi kırmızı bir kalem çektiler gençliğimizin en keyifli ozanına. Belki kıçı kırık barlarda söyledi zaman zaman içi acıya acıya sözlerini, özlemini kim bilir namusuyla yaşamak için bu acı kavun ülkesinde. Devam
Burak San
Bugün yaşadıklarımız, Popstarıydı püsürüydü gösteriyor ki muhtemelen 30 sene sonra şu an doğmamış çocuklarım o albümlere bakıp "Baba Cem Karaca da kim?" deyip kinayeli sorular soracaklar. Kime ne dert anlatacağız ki? Biz de "gözleri yaşlı, dudakları titrek bir hayalden arta kalan hatıra" der geçeriz belki. Devam
Birol Üzmez
Yalnızdır, ama kendinde öteki'yi, ötekinde kendini arayıp bulandır. Kimileyin yanlışlıklara da düşebilir; yanlışlığa bile düşemeyecek kadar korkak ya da gelişmemiş, beyin-özürlü kafalara inat "güzel yanlış"lardır bunlar, onun "toplam doğru"sunu sağlamaya yarar üstelik. Çünkü intellect, feraset sahibidir o, söyleyip eylediği içindir ki yanılabilendir. Devam
Ali Türkan
Hiç işkence görmemiş biri, işkencede "çözüleni" nasıl yargılayabilir? Anneliği, babalığı bilmeyenler, nasıl olur da bu konuda ahkâm kesebilir? Yüzde yüz ampirik şeyler de var hayatta. Ancak, deneme-yanılma yoluyla öğrenilmesi mümkün olan şeyler. Aşk böyle. Vatan hasreti de böyle bir şey. Yedi sekiz yıl doğup büyüdüğün yerleri görmemenin ne demek olduğunu, ancak bunu çekenler bilir. Devam
Ferruh, Burak, Ümran, Neşe, İlker, Birol, Seyit, Ahmet, Ümit, Aybike
Kardeşimi trafik kazasında kaybettiğimde "Obur Dünya" yı dinleyip Binali Selman 'ın zurnasına da ağladım, "Bir köşeye savrulmuş, buruş buruş ceketim" dediğinde müziği kısıp "sensiz ellerim üşür, içerime kar yağar" diye ağıtta yaktım. İstanbul'a geldiğimde dilimde "Mor Perşembe" vardı, evlendiğimde "Bu Son Olsun" . Devam
Cem Karaca
Lâkerda kokmuyor artık İstanbul şehri,
paskalya yumurtası bile yok. "Şart mı ki?"
O eski bostanlar ağzına kadar blok apartman şimdi.
Seninse dikili ağacın bile yok!
Kaçırılan bir trenin ardından koşup,
yetişmeye takatin yok.
Bir yeni sahibi var artık bu şehrin, anlasana,
kimselerden korkusu yok! Devam